bütün madenler sanayide hammadde olarak kullanılır mı
Malve hizmetlerin, para ile ifade edilebilen bütün değerlerin alım ve satım işleridir. BOTAŞ, komşu ülkelerle yaptığı ham petrol ve doğal gaz ticaretiyle, ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamaktadır. 9. Yeraltı kaynakları nelerdir? Petrol, kömür, doğal gaz, madenler, su gibi toprak altında bulunan değerli nesnelerdir.
Bu madenler teknoloji ve sanayide ayrıca birçok eşyanın yapımında ham madde olarak kullanılır. Evlerimizde kullandığımız tencere, tava, çatal vb. mutfak eşyalarının yapımında madenlerden yararlanılır. Kireç taşı, sünger taşı, granit ile kil ülkemiz sanayisinde ham madde olarak kullanılan kayaçlardandır.
Altın Çıkarıldığı Yerler: Balıkesir, Kütahya, Eskişehir, İzmir, Uşak, Kayseri, Gümüşhane, Erzincan. 21. Asbest Madeni. Yüksek derecede ısıya, aşınmaya ve paslanmaya karşı oldukça dayanıklı bir maden olan Asbest’in erime noktası 1000 C. üzerindedir. Çimento ve benzeri malzemelerle karışıma elverişlidir.
Demir-çelik endüstrisinde hammadde olarak kullanılır. Otomotiv sanayinde ,inşaatlarda kullanılır. Krom Madeni. Elazığ ,Muğla , Denizli ,Kayseri ,Bursa ,Kütahya ,Eskişehir’de çıkarılır. Sert, paslanmaz ve iyi parlatılan bir madendir. Demir çelik sanayinde , çeliğin sertleştirilmesinde ve paslanmaz çelik üretiminde
Doğalkaynaklarımız: Toprak, su, orman ve madenler. 6 Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi Ülkemizin Kaynakları DOĞAL KAYNAKLARIMIZ: 1- Topraklarımız: Sanayide (hammadde), tarım ve hayvancılıkta kullanılır.Hammadde olarak toprak, Seramik, fayans, kiremit, tuğla ve çimento üretiminde kullanılır.
Site De Rencontre A Quebec Gratuit. Alıntı gülsün adlı kullanıcıdan alıntı demirin bakırın kromun borun boksitin ülkemiz için ekonomik değerleri nelerdir hemen söyleyi performans görevi yarına Ülkemizin sahip olduğu kaynakların ekonomiye katkıları Ülkemiz birçok yeraltı ve yer üstü kaynaklara sahiptir. Bu kaynakların düzenli kullanılması gerekmektedir yoksa zaman tükenmez dediğimiz kaynaklarda tükenecektir. Bu kaynakların tükenmese sonucunda hayatımız büyük ölçüde zorlaşabilir. Bu kaynakları daha verimli kullanmalıyız. Ve bu kaynaklardan yararlanmalıyız. Bu Kaynakların Ekonomiye Katkıları ve Bu Kaynaklardan Daha Verimli Yararlanmak Sular Türkiye de su kaynakları boldur. Bu kaynaklar ülkemizin ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır. Peki bu kaynaklar ekonomimize nasıl katkılar sağlar? Akarsulardan barajlar sayesinde enerji elde edilebilir. Ve ya turistik amaçlı gezilerde akarsulara gidilebilir. Buralarda insanlar bulunan turistik tesislerde kalabilir. Bundan dolayı akarsular ülkemizin ekonomisine birçok şekilde katkı sağlar. Madenler Ülkemizin ekonomisine bir katkı sağlayan şeyde madenlerdir. Türkiye de madenler çok çıkartılır rezervler fazladır. Çıkarılan madenler direk hammadde olarak veya işlenilip de satılabilir. Türkiye de çeşit, çeşit madenler vardır. Bunlar birçok sanayide kullanılır. Bu madenler tekstil, giyim, yiyecek-içecek, yakıt sanayilerinde kullanılabilir tabi bunlar bazılarıdır. Ama bazı madenlerimizi doğru kullanmamaktayız. Bu madenlerimizi işleme şansımız varken bu madenleri dış ülkelere hammadde olarak satıyoruz bu işte bundan dolayı pek fazla kâr edemiyoruz. Ormanlar Türkiye bir orman cennetidir. Ormanlarımız çok fazladır ama bu ormanları bilinçli kullanmalıyız. Bu günlerde görülen küresel ısınmanın sonucunda dünyamız yok olabilir. Küresel ısınmanın oluşmasının sebeplerinden biri de ormanlarımız gün geçtikçe yok olmasıdır. Ormanlarımızı korumalıyız. Ormanlarımız bizim oksijen kaynağımızdır. Turistlere yapılan orman gezileri ekonomimize katkı sağlıyor. Ayrıca bazı sanayilerde de ormanlardaki ağaçlar hammadde olarak kullanılmaktadır. Ormanlarımızı gelen turistler beğendiğinde tanıdıklarına bahsettiklerinde daha çok turist geliyor. Ama ormanlarımız çok büyük bir tehlikede bundan dolayı ormanlara karşı duyarlı olmalı onları korumalıyız. Turistik Yöreler Turistik yöreler Türkiye de çok fazladır. Türkiye tarihinden dolayı birçok turist Türkiye’ye gelir. Ülkemizde turistlerin geldiği yerler çok fazladır. Turistik yerler bizim ekonomimize çok fazla katkı sağlar. Çünkü Türkiye’ye gelen turistler buradaki turistik tesislerde kalır, buradan alış-veriş yapar, hediyelik eşyalar satın alır. Turistlerin çoğu kendi ülkelerindeki paralarla alış-veriş yaptığından dolayı ülkemize de döviz girer ve Türkiye çok kâr elde eder. MADENLER VE ENERJİ KAYNAKLARI Türkiye hemen her bölgesinde çeşitli madenlerin bulunduğu, bazı madenlerce de zengin olduğu bir ülkedir. Zengin ve işletmeye elverişli madenlerimiz de çeşitlidir. Ancak, bugün bütün madenlerimiz henüz ye*terince işletmeye konulmamıştır. İşletilen madenlerimiz hem iç piyasaya verilmekte, hem de ham madde olarak ihraç edilmektedir. Madenler, Türkiye'nin yeraltı zenginlikleridir. Madenlerimizin bir kısmı çok eski çağlarda işletilmiş, madenciliğin bazı bilgileri memleketimizden başka ülkelere yayılmıştır. Pek eskiden kurşun, altın, gümüş, demir, bakır, kalay madenleri biliniyordu. Türkler, eskiden beri madencilikle ilgilenmişlerdir. Ergenekon Destanı Türklerin madene vermiş olduğu büyük değeri destanlaştırmıştır. Madenler, yerden "filiz" adı verilen bileşimler halinde, "maden cevheri" olarak çıkarılır, sonradan ergitilerek asıl maden dediğimiz duruma gelir ki, bundan da istenilen eşya, alet ve makine yapılır. Madenler, tabiatta nadir olarak saf halde bulunur. çoğu, başka elemanlarla bileşikler halindedir ve minerallerle karışıktır. içinde maden bulunan bu bileşikler maden filizleridir. Yer altı veya yerüstü ocaklarda taş, toprak ve başka maddelerle karışık olarak elde edilen ve herhangi bir işleme henüz bir tutulmamış bulunan maden cevherlerine "tuvönan cevher" denilmektedir. Filizlerdeki maden oranı bazen az olabilir. Böyle durumlarda az bir miktar maden elde edebilmek için çok miktarda filizi işlemek gerekir. Maden filizinden sadece maden değil, başka maddeler de çıkarılır. Madenle başka maddelerin filizlerden ayrılması işleri bir bilim haline gelmiştir ki, bu' metalürjinin bir bölümüdür. Madenler, yer kabuğunun ana malzemesi olan taşlar arasında "maden damarları" ve " maden yatakları" olarak bulunur, çoğunca başka elemanlarca da bileşikler halinde ve minerallerle karışık olurlar. Maden damar ve yatakları, ya yerin içinde yatay veya buna yakın duruşta olur, ya da eğimli ve hatta dik olarak uzanırlar. Bu duruş ve uzanışın, madenlerin çıkarılmasında önemli yeri vardır. Bir yerdeki madenlerin tahmin olunan miktarları ve yedek durumu da "maden rezervi" şeklinde ifade olunur. Maden işletmeleriyle bu kavram arasında yakın bağlantı vardır. Başlıca Maden Çeşitleri Madenlerin oluşumu, çeşidi ve rezervleri arazinin jeolojik yapısına ve oluştuğu jeolojik zamana bağlıdır. Türkiye’de 1. zamandan, 4. zamana kadar oluşmuş araziler faaliyetlerin sık olduğu 3. zamanda oluşan arazi geniştir. Bu nedenle krom, demir, bakır, kurşun, pirit gibi volkanik oluşumlu madenler çoktur. Demir Demir – çelik endüstrisinin en önemli hammaddesidir. Türkiye demir cevheri rezervleri bakımından oldukça zengindir. Hemen her bölgemizde demir cevherine rastlanmıştır. Ancak bu yataklardan 60 kadarı işletilebilmektedir. Sanayide ve insanın günlük yaşantısında önemli yeri olmuş bulunan demir, Türkiye'nin türlü yerlerinde zengin damarlar ve yataklar halinde bulunmaktadır. Türkler, çok eskiden beri ve bu arada Osmanlılar devrinde demirden faydalanmış, demircilik alanında zamanlarında üstün seviyeye ulaşmışlardır. Demir cevherinin çeşitleri vardır. Yerine göre türlü sanayide bunlar aranır. Bugün bütün metallerin en önemlisi de*mirdir. Demir olmadan makineyi düşünmeye imkanı yoktur. Demir, kolaylıkla oksitleşebilir veya kimyasal bileşikler yapabilir. Bu nedenle, demir çoğunca saf olarak değil, bileşimler içinde çıkar. 19. yüzyılın son*larından itibaren gittikçe gelişen "çelik" yapımı demirin değerini geniş ölçüde artırmıştır. Çelik, mekanik, fizikoşimik ve ısı etkileri altında çok değişik özellikler kazanabilen bir demir karbon alaşımıdır. Bu alaşımdaki karbon oranı % 1,7 ye kadardır. Çeliği fontdan dikme demirden ayıran özellik, içinde fontdakinden daha az karbon bulunması ve böylece uygun şartlar içinde haddelenmeye çubuk, levha ve başka biçimlere sokulmaya el*verişli olmasıdır. Çelik, bütün işlem boyunca eriyik halinde kalan ham demirin, fazla karbondan ve başka yabancı maddelerden arıtılarak in*celtilmesi yolu ile elde edilmektedir. İhtiyaca göre çok çeşitli çelikler üretilmektedir. Yine bu arada alaşım yapmak üzere demir ile az oranda da olsa, birleştirilen ve yüksek kaliteli özel ve soy çelikler ya*pımına yarayan madenler vardır. Bunlardan krom ve nikel ile manganez, volfram, molibden, titan, vanadium önemli yer tutmuşlardır. Sözgelişi Widia adı verilen wolfam karbit çeliği elmas gibi sert bir maden ala*şımı olmaktadır. İşte, demir çelik endüstrisinin ana maddesi olan demir, mem*leketimizin gelişmesinde önemli katkıda bulunacak değerde ve çok olarak türlü bölgelerimizde vardır. Bunlar arasında Divriği Demir İşletmeleri ile Balıkesir bölgesinden Eğmir ve Çarmık, Doğu Marmara bölgesinde Çamdağ, Ege bölgesinde Ayazmand, Torbalı, Akdeniz bölgesinden Büyükköy, Payas. Kayseri ile K. Maraş arasında Faraşa, Karamadazı, Sivas - Hekimhan bölgesinde Hasançelebi, Doğu Karadeniz bölgesinde Fundacık vardır. Memleketimizin daha. başka yerlerinde de türlü kalitelerden demir cevherlerine raslanmaktadır. Bunlardan Divriği manyetit oluşumu ve iyi cins demir cevheri rezervinin 40 milyon ton olduğu tahmin olunmuştur. Öteki demir cevherlerimiz de zengindir. BK. MT A, Türkiye Maden Envanteri, 1980. Cumhuriyet devrinde demir maden1erimizden faydalanmak ve bu madene dayalı endüstriyi kurmak çabaları olmuştur. 1932 de ilk olarak Kırıkkale Çelik Fabrikası işletmeye açı1arak günümüze kadar gelişmiştir. Bu fabrikanın külçe çelik yapımı 30 bin tonu geçmiştir. 1937 de Sümerbank tarafından Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri kurulmuştur. Gelişme gösteren bu tesisler, 1955 te bir kanunla bir genel müdürlük durumuna getirilmiştir. "Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri'" adını alan bu kuruluşa Divriği Demir Madenleri İşletmesi de bağlanmıştır. Karabük işletmelerinin i 957 de başlayan daha çok genişletilmeleriyle üretim değeri üç katına Çıkarılmış, yeni yüksek fınn1ar eklenmiştir. Bu işletmelere gerekli denir çevberi Divriği'den, maden kömürü Zonguldak'tan getirti1mektedir. Genişleyen işletmenin demir ihtiyacını karşılamak için Divriği demir üretimi yılda tona yükselmiştir. Demir ham maddesine dayanan büyük tesislerimizden biri de "Ereğli Danir ve Çelik Fabrikaları"dır. Kurulmasına 1961 de başlanan bu tarihteki ek bir kanunla "Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları halinde teşekkül eden bu büyük tesisler, özel bir anonim or*taklık durumundadır ki, kurucu ve ortakları arasında yabancı kurullar da vardır. Yıllık ihtiyacı 850 bin ton kadar olan demir fılizi Hekimhan Otlukkilise, Çetinkaya, Akdağ Sivas, Kesikköprü Ankara, Karamadazı Kayseri ve Eğmir Balıkesir maden ocak1anndan. kömürün Zonguldak bölgesinden sağlanması .düşünülmüştür. Bütün bu işletmeler dışında İzmir'deki metalürji fabrikası Metaş önemli yer tutmuştur. Bakır Tarih öncesi çağlarda insanların ilk kullandığı madenlerden biridir. Bakır rezervleri yerkabuğunun volkanik oluşum gösteren bölgelerinde yaygın olarak bulunmaktadır. Saf bakır üretimi ülke gereksinimini karşılamadığı için dışarıdan saf bakır alınır. Soğuk da dökülebilen ve haddeden geçirilme kabiliyeti çok olan bakır, tarihten önceki çağlarda insanların ilk kullandıkları madendir. Sonraları önce kalay ile alaşım yapılarak daha sert olan tunç elde edilmiş. fakat sert ve kullanışlı olan demir, zamanla bakır ve alaşımlarının yerini almıştır. Bakır, elektrik enerjisi çağının da başta gelen madenlerindendir. Kolay işlenebilmesi ve renginin altına benzemesiyle bakır ve alaşımları bugün de önemini kaybetmemiştir. Türkiye'nin türlü yerlerinde bakır madeni vardır., Bunların işletmekte olan başlıcaları Ergani, Murgol, ve Küre madenleridir. Ayrıca, küçük ölçüde özel sektör işletmeleri vardır. Bütün bu işletmelerden yılda 920 bin ton kadar tuvönan cevher çıkarılmaktadır. Bakır işletmesi işleri, Etibank'a bağlıdır. Bunlardan "Ergani Bakır İşletmesi" Elazığ'n Maden ilçesindedir. Buradaki bakırlar 1850 den beri aralıklarla, 1939 dan beri devamlı olarak işletilmiştir. Ergani madeninin yüksek bakır özü vardır. Bir başka bakır maden alanımız "Murgol Bakır İşletmesi" dir. Artvin' in Borça ilçesindeki bu maden 1951 de işletmeye açılmıştır. Er*gani'de olduğu gibi, burada da açık işletme sistemiyle cevher çıkarılır. Üçüncü bakır madenimiz "Küre Bakırlı Pirit İşletmesi" dir. Kas*tamonu' nun Küre ilçesindeki bu maden, eskiden de yer yer işletilmiş ise de, esas işletme 1959 dan beri yapılmaktadır. Krom Çok sert, iyi cilalanabilen ve paslanmayan bir alanlarda ile motor endüstrisinde ve paslanmaz çelik yapımında kullanılan önemli bir madendir. Günümüz verilerine göre, Dünya krom üretiminde Türkiye 4. satılan önemli bir madenimizdir. Krom, 18. yüzyılın sonlarından beri bilinen bir madendir. Çok sert, çok iyi cilalanabilen, paslanmayan bir madendir. Bu nedenle, nikel gibi bu da madeni eşyayı kaplamakta kullanılır. Böylece nikelaj gibi, bir de "kromla kaplama" vardır. Ancak, krom geniş ölçüde çelik endüstrisinde yer tutmuş, çeliğin sertliğini veren ve paslanmasını önleyen, yüksek kaliteli çelik elde etmeye yarayan önemli bir maden olmuştur. Çeliğin hem nikel, hem de krom ile olan alaşımları değer kazanmıştır. Türkiye, krom madeni bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Krom çıkarma bakımından da ülkeler arasında başta gelenlerindendir. Öteki krom memleketleri Güney Afrika Birliği, Güney Rodezya, Filipinler, Küba, Yugoslavya, Sovyetler Birliği, Japonya'dır. Krom, Türkiye'nin önemli bir ihraç maddesi olmuştur. Dışarıdan olan isteğe göre yıldan yıla farklı krom üretimi durumu belirmiştir. Türkiye'nin birçok yerlerinde krom vardır. Başlıca yerleri Güneybatı Ana*dolu Fethiye - Marmaris, Dalaman Havzası, Kütahya - Bursa arası, Er*gani - Maden bölgesi' Guleman krom madeni, Eskişehir doğukos, Maraş, Kayseri, Sivas bölgeleriyle Doğu Anadolu'nun türlü çevreleridir. Memleketimizin büyüklü - küçüklü çok sayıda krom işletmesi vardır I 978 verilerine göre i 03 kadar. Bunun çoğu 88 özel sektör işletmeleridir. Bunların en büyüklerinden olan Guleman krom yatakları 1934 de bulunmuş, Etibank' a bağlı bir kuruluş olarak "Şark Kromları İşletmesi" adıyla i 939 da işletmeye açılmıştır. Cevher çıkarma işi yeraltı sistemi ile yapılmaktadır. Temizlenen cevherler İskenderun limanına gönderilmektedir. Buradan 1939 dan 1970 e kadar 4 milyon ton satılık cevher elde edilmiştir. Ayrıca Muğa'nın Fethiye ilçesinde "Üçköprü Maden İşletmesi" nde de krom çıkarılır. 1969 verilerine göre, bütün krom madenlerimizde üretilen tuvönan krom miktarı 662 bin ton olmuştur. Bunun 410 bin tonu özel sektöründür. Kaynak
Answer 1 - Expert Answer bildiğime göre kullanılır . ama hepsi değil .çünkü bu madenlerin içinde zararlı olan maddelerde vardır . mesela bazı maddeler çıkardığı sıvı olsun gaz olsun kirliliğe ve mutasyon vb. sağlık sorunlarına yol açar .jüpiterinkızı
DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ Toprak, su, orman ve madenler başlıca doğal kaynaklardır. Ülkemiz bu kaynaklar bakımından zengindir. Doğal kaynaklar sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve enerjiyi sağlar. Bu nedenle doğal kaynaklar ekonomik gelişmeyi sağlayan önemli etkendir. Topraklarımız Toprak, sanayide hammadde olmasının yanı sıra tarım ve hayvancılık faaliyetelerinin de vazgeçilmez kaynaklarınından biridir. Hammadde olarak toprak; seramik, fayans, kiremit, tuğla, çimento üretiminde kullanılır. Ülkemiz topraklarının %33’ü tarım alanıdır. Bu alanlarda, iklim ve toprak farklılığından dolayı yetiştirilen ürün çeşidi oldukça fazladır. Tarım, özellikle verimli toprağın bulunduğu alanlarda yapılır. Sulama, tohum, gübreleme, üretimde kullanılan makineler ve hatta üretilen ürünlerin pazarlanması tarımsal faaliyetlerdeki verimi ve kazancı etkiler. Tarım ürünleri kimi zaman gıda, kimi zaman sanayide hammadde, kimi zaman da ticari ürün olarak kullanılır. Mesela pamuk teskstil sanayisinin, şekerpancarı gıda sanayisinin önemli bir hammaddesidir. Ülkemizde çalışan nüfusun %34’ü tarım sektöründedir. Hayvancılık Hayvan yetiştiriciliği de ülkemizde yaygın olarak yapılmaktadır. -Makilerin yaygın olduğu yerlerde KIL KEÇİSİ, -Bozkır alanlarda KOYUN, -Çayırların olduğu yerde SIĞIR, -Dut ağaçlarının yaygın olduğu yerlerde İPEK BÖCEĞİ, -Çiçekli bitkilerin ve ormanların yaygın olduğu yerlerde ARICILIK yapılmaktadır. Sularımız Ülkemiz su potansiyeli bakımından zengin bir ülkedir. -Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, deniz ulaşımı bakımından oldukça elverişli şartlara sahiptir. İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki ulaşımı sağlamaktadır. Boğazlardan sadece bir yılda çoğunluğu yük taşıyan tankerler olmak üzere fazla ticaret gemisi geçmektedir. -Ülkemizin, deniz, göl ve akarsuları büyük bir su ürünleri potansiyeline sahiptir. Su ürünlerinin yaklaşık %90’ı denizlerden, %10 göl ve akarsulardan elde edilir. Balık avcılığının büyük kısmı Karadeniz’den elde edilir. Son dönemde çiftliklerde kültür balıkçılığı faaliyetleri de artmıştır. -Ülkemiz su sporları rafting, kano ve su kayağı bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu açıdan dünyanın en hızlı akan nehirlerden biri olan Çoruh nehri önemlidir. -Ülkemiz sıcak su kaynakları bakımından dünyanın 7., Avrupa’nın 1. Ülkesidir. Özellikle Denizli, Balıkesir, İzmir, Afyon, Ağrı, Kütahya, Kırşehir ve Ankara gibi illerin bazı ilçelerinde bu sıcak su kaynakları ısınmadan kullanılmaktadır. -Yılda 3000 saat güneşlenme süresine sahip Akdeniz’de denize girme süresi de uzundur. Akdeniz’de deniz turizmi gelişmiştir. Özellikle Antalya, kıyı turizmi sayesinde elde ettiği gelirler ülke ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır. -Ülkemizde akarsular üzerine kurulan barajlar sayesinde önemli derece hidroelektirik enerji elde edilmektedir. Bu bakımndan Avrupa’da 3. Sıradayız. 2008 yılında elde edilen enerjinin %28’si hidroelektirik enerjiden elde edilmiştir. Madenlerimiz Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün MTA verilerine göre ülkemizde toprak altında ticareti yapılan 49 ayrı cins 50 milyar ton civarında maden bulunmaktadır. Ülkemiz maden kaynakları bakımından 132 ülke arasında üretimde 28. Maden çeşitliğinde ise 10. Sırada yer almaktadır. BOR MADENİ Geleceğin petrolü olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizin 300 yıllık potansiyel bor rezervi vardır. Bu rakamla ülkemiz dünya bor rezervinin %63’üne sahip olmasına karşın Pazar payı %31’dir. Amerika ise %13’lük rezervle %41 Pazar payına sahiptir. Bunun nedeni ülkemizin işletme tesisleri ve pazarlama olanaklarının yetersiz olmasıdır. Maden ihracatımızın yarısını bor oluşturur. *Yer altı kaynakları sanayide ve enerji üretiminde kullanılırlar. Taşkömürü, linyit, petrol, doğalgaz, uranyum, toryum gibi yer altı kaynakları enerji üretiminde hammadde olarak kullanılırlar. *Madenlerin çoğu doğada saf halde bulunmazlar. Kullanıma hazır hale getirilebilmeleri için çeşitli işlemlerden geçirilirler. MADEN Çıkartıldığı Yerler İşlendiği Yerler Kullanım Alanları DEMİR Divriği SivasHekimhan MalatyaHasan Çelebi Malatya Ereğli ZonguldakKarabükİskenderun *İnşaat sektörü*Gündelik kullandığımız eşyalar BAKIR Küre KastamonuMurgul ArtvinMaden Elazığ Murgul ArtvinSamsun İyi bir iletken olduğu için;*Elektrik sanayisinde*Elektronik eşya yapımında KROM ElazığMuğlaBursaEskişehir ElazığAntalya *Madeni eşya yapımında*Çeliğin sertleştirilmesinde*Paslanmayı önlemek için çelik eşyaların kaplanmasında BOR KütahyaEskişehirBalıkesir BandırmaBalıkesirKırka Eskişehir *Jet ve Roket yakıtı*Sabun, deterjan*Lehim*Fotoğrafçılık *Tekstil boyaları *Cep telefonları *Dizüstü bilgisayarlar *Cam *Kâğıt *Elektronik eşyalar ALÜMİNYUM Akseki AntalyaSeydişehir KonyaMilas Muğla Seydişehir Konya *Uçakların gövdesinin yapılmasında KÜKÜRT Keçiborlu Isparta Keçiborlu Isparta *Kimya*Tarım sektöründe Ormanlarımız Ülkemizin %27’si ormanlarla kaplıdır ve bu ormanların büyük çoğunluğu kıyı kesimlerindedir. Orman varlığı bakımından Karadeniz Bölgesi başta gelir. Ormanlar iklime bağlı olarak uzun yıllarda oluşana doğal kaynaklardır. Ormanlardan, -Reçine, sığla yağı, palamut gibi orman ürünlerinin üretiminde, -İlaç, gıda, kozmetik sanayisinde hammadde olarak, -Kereste, maden direği, mobilya, sunta, parke, kağıt üretiminde faydalanılır. Sanayinde kullanıma uygun olmayanlar ise yakacak olarak değerlendirilir. Ormanlar aynı zamanda; -Sel oluşumunu önlemede, -Erozyon ve heyelanı engellemede, -Çevre açısından temiz ortam oluşturmada, -Yaban hayvanlarına barınak oluşturmada, -Milli park, dinlenme ve eğlenme yeri olmada fayda sağlar.
GENEL MERKEZ Yayına Giriş Son Güncelleme 195243 Sondajın Önemi ve Maden Mühendisinin YeriSanayileşmenin ve kalkınmanın temel unsuru yeraltı kaynakları ve madenlerdir. Günümüz dünyasında gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelere bakıldığında, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını en verimli olarak kullanan ülkeler olduğu görülmektedir. Gelişme ve sanayileşmenin temel girdisi maden ve yeraltı kaynaklarıdır. petrol-doğalgaz-su-jeotermal yataklar-fosil yakıtlar Doğal kaynakların bulundukları yerde işletilmesi doğası gereğidir. Ancak bulundukları yerde çıkarılan doğal kaynaklar birden fazla işlemden geçirildikten sonra yarı mamul yada mamul ürün haline getirilir. Daha sonra bu ürünler insanlığın ihtiyacı ve sanayinin gereksinimleri doğrultusunda nihai ürün yada teknolojik ürün haline dönüşür. Yeraltı kaynakları, bu özellikleri nedeniyle katma değeri en yüksek girdi olarak kabul görmektedir. Bununla birlikte istihdam yaratan, sosyal dengeyi koruyan ve geliştiren özelliğe de sahiptir. Madenler ve yeraltı kaynakları serüveni "Taş Devri"den günümüze, sanayinin gelişimine paralel olarak insanlık tarihine ve yaşadığımız Dünyadaki büyük gelişmelere öncülük etmiştir. Madenler ve ham maddeler yerkürede bir kaya ya da bir taş iken arama çalışmaları ile cevher, işletilerek hammadde, işlenerek ürün, farklılaştırılarak eşya, pazarlara ulaştırılması ile ticari mal haline gelinceye dek geçirdiği birçok evre vardır. Bu değişim ve başkalaşım evrelerinde; Doğal Kaynaklar ve Madenler, bulundukları yerden çıkarılması, işletilmesi, sanayi ürünü ve nihai ürün haline gelebilmesi için hangi aşamalardan ve hangi evrelerden geçiriliyor? • Bu evrelerde kimler görev alıyor?Kimlerin emeği ve katkısı var? Maden mühendisi ve Maden Mühendisliği disiplini bu işlemlerin neresinde olmalı? Bu ve benzer soruları cevabının verilebilmesi için öncelikle kaynak ve rezervlerin bilinmesi ve belirlenmesi gerekli olmaktadır. Kaynak ve rezervlerin bilinmesi; mühendisleri, planlamacıları, madencileri, yatırımcıları ve nihayetinde de finans kuruluşlarını yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir. Yeraltı zenginliklerini kaynak yada rezerv olarak ifade edebilmek için birçok arama tekniklerinin kullanılması, bazı araştırmalar yapılması ve yapılan çalışmaların ekonomik değerlendirmelerden geçirilmesi gerekmektedir. Yeraltı kaynaklarının arama aşaması;Ön inceleme, ön arama, arama ve ayrıntılı arama jeoloji eksenini, Jeolojik değerlendirme, ön fizibilite çalışması, fizibilite çalışması ve madencilik raporu fizibilite eksenini, Doğasında ekonomik, potansiyel ekonomik ve ekonomik, ekonomik eksenini, ifade etmektedir. Bu aşamaları kısacaJeolojik çalışma ekseni; ön inceleme, ön arama ve ayrıntılı arama jeoloji, jeofizik, mineralojik çalışmalar ile kimyasal deneylerin fonksiyonu olup esas olarak da maden arama sürecindeki ön aşamaları kapsamaktadır. Bu çalışmalarda maden mühendisliği disiplini ayrıntılı arama aşamasında sondaj çalışmaları ile işin planlama aşamasında bulunmaktadır. Jeolojik çalışma aşamasında kaynağın yada rezervin belirlilik derecesi, ölçüm noktaları, sondajlar arası uzaklık, kalınlık, yayılım, tenör, jeolojik veriler gibi temel ve gerekli bilgiler belirlenir. Bu çalışma ile kaynak belirli hale gelir. Belirli hale gelen bu kaynaklar; görünür, mümkün, muhtemel kaynak olarak sınıflandırılır. Yeraltı Kaynaklarının Fizibilite Ekseni; Bir yandan jeolojik çalışmalar sürerken tenör, derinlik, kalınlık ve benzer yataklardaki madencilik faaliyetlerinin maliyet ve fiyat tahminleri dikkate alınarak gerçekleştirilen ekonomikliğe ilişkin başlangıç değerlendirilmesi, jeolojik değerlendirmeyi,Jeolojik, madencilik, metalürjik, pazarlama, ekonomi durum, yasal-çevresel-toplumsal-yönetsel etkenler hakkında verilere ve büyük oranda da gerçekçi kabullere dayanarak yapılan teknik ve ekonomik değerlendirmelere ön fizibilite çalışmasını, Madencilik planlaması, üretim, zenginleştirme, pazarlama, ekonomik durum, yasal, çevresel, toplumsal ve yönetsel eksenler hakkında ayrıntılı verilere ve gerçekçi kabullere dayanılarak yapılan teknik ve ekonomik değerlendirmeler fizibilite çalışmalarını ifade eder. Bu çalışmalar, yeraltı kaynaklarının fizibilite aşamasını kapsamakta olup, maden mühendisleri bu çalışmaların merkez yöneticisi ve planlayıcısı konumundadır. Çünkü kaynak tespiti yapılmış, sonra bu kaynağın işletmeye uygun olup olmadığı aşamasına gelinmiştir. Maden Mühendisliği eğitimi almış mühendisler, arama safhasından başlayarak işletme ve yatırım verilerinin değerlendirilmesi, projelendirilmesi, rezervin şimdiki durumu ve gelecekteki konumlarının ve pazar etütlerinin yapılması konularında detay çalışmalar yapmaktadırlar. Kaynakların Ekonomik Ekseni Günün koşullarında ekonomik olarak işletilebilen kaynak yani rezervdir. Değerlendirme raporları sonucu, üretime karar verilebilir ya da işletmeye uygun olmayabilir. Bu işlemler, madenin ya da kaynağın bir dizi çalışma ve piyasa koşullarının bileşkesi olarak değerlendirilmesi aşamasıdır. Bu aşama mühendisler, planlamacılar, madenciler, yatırımcılar ve finans kuruluşlarının ortak çalışmasını zorunlu kılar. Bu aşama, maden mühendislerinin çalışma ve faaliyet alanlarına girmektedir. Kaynak ve rezervlerin arama aşamasından başlayarak işletilmesi ve kaynağın yada rezervin toplumun yararına kullanılması için bulunduğu yerden çıkarılması, zenginleştirilmesi ve pazarlara ulaştırılması, bir dizi makro ve mikro işlemler olup, mühendislik çalışmasını gerektirmektedir. Bu çalışmalar bilimin ve tekniğin gerekli kıldığı multi disiplinlerin beraber çalıştığı, birbirileriyle uyumlu ve devamlılık arz eden bir takım çalışmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmalardan birisi de sondaj çalışmasıdır. Sondajın genel tanımı ise; makine, takım dizisi, akışkan malzeme ve kesici uç kullanılarak yüzeyden arzın derinliklerine dairesel bir delik açma işlemidir. Sondajların amacına gelince, çok farklı amaçlar için sondalar yapılmaktadır Bunlar; • Maden, petrol ve doğalgaz, enerji hammaddeleri, endüstriyel hammaddeler, su ve Jotermal kaynakların araştırılması, • Yeraltı ve yerüstü enerji yapıları, kentsel altyapı çalışmaları, sanayi tesisleri için bilgi ve belge üretmek üzere Jeoteknik sondajların yapılması, • Maden suları ve Jotermal kaynaklı ve gaz araştırma ve üretim amaçlı sondaj çalışmaları, • Sanayide, tarımda, kentsel ve kırsal yerleşim yerlerinin ihtiyacı olan soğuksu sondaj çalışmaları, sismik ve gradyen amaçlı kuyuların açılması, • Petrol ve doğalgaz arama ve üretim amaçlı kuyuların açılması, • Patlatma amaçlı sondaj çalışmalarıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere sondajlar amaçlarına ve aranan madenlere göre kuyuların açılmasının yanında çok farklı teknikte sondaj çalışmaları bulunmaktadır rotary-darbeli. Ayrıca sondajları derinliklerine göre de sınıflamak mümkündür. Bu tanımlar da yeterli olmayıp, karada yapılan sondajlar, denizlerde yapılan sondajlar olarak da farklılıklar bulunmaktadır. Biraz daha detaya inildiğinde ise ters sirkülasyonlu sondajlar, hava ile yapılan sondajlar, yönlü sondajlar vb. gibi kendi içinde özgün ve özel sondaj teknikleri de bulunmaktadır. Bu kadar farklı ve çeşitte sondaj tekniğinin bulunması nedeniyle her yer bilimi eğitimi almış mühendisler bu faaliyetlerin planlamasını yapmalı mı? Yürütmeli mi? Mühendislik hizmetleri vermeli mi? Bu sorulara cevap vermeden önce ülkemizdeki üniversitelerin Mühendislik fakültelerinin ders programlarına bakmakta yarar vardır. Yer bilimlerinin bazı bölümlerinde sondaj tekniği bir çok detayları ile birlikte asli ders olarak, bazı bölümlerinde ise seçmeli ders yada iki veya üç kredilik, tek dönemlik ders olarak okutulmaktadır. Ancak üniversite eğitiminde temel sorun pratiğe yönelik eğitimin yeterince verilememesidir. Verilen derslerin uygulaması hiçbir biçimde yapılamamakta, sondaj tekniği içerisinde mühendisin rolüne ilişkin hiçbir pratik çalışma gösterilmemektedir. Sondaj işlemi ise sondaj makinesi ile gerçekleştirilen bir işlem olmakla birlikte akışkanlar mekaniği, hidrolik, malzeme bilgisi, makine bilgisi, kazı tekniği, kesici uçlar ve matkaplar, takım dizileri ve muhafaza boruları, çamur ve çimentolama konularını kapsayan birbiri ile ilişkilendirilmesi gerekli operasyonlar dizisidir. Ayrıca sondaj işini gerçekleştiren mühendisler, iş hukuku, çevre ve çalışma yasaları konusunda da yetkin olmalıdır. Bu kadar komplike bir çalışma, konusunda yetkin mühendisler tarafından planlanmalı ve uygulanmalıdır. Sondaj işleminin; yer seçiminden başlayarak, projelendirme, planlama, uygulama ve sonuçlarının değerlendirilmesi konularının yetkinliğe ulaşmış mühendislerce gerçekleştirilmesinin ülkemiz ve sektörümüz için büyük yararları vardır. Başka bir ifade ile her yer bilimci, sadece diploması olduğu için sondaj çalışması içinde yer almamalıdır. Maden aramacılığı aşamasında en önemli konu, cevherin derinliğini ifade eden üçüncü boyutu olarak da adlandırılan sondaj çalışmasıdır. Yani sondaj çalışmasının temel amacı maden yatağının rezervinin ve tenörünün belirlenmesidir. Elde edilen verilerin değerlendirmesi ile yatağın işletilebilirliğinin ortaya çıkartılması yada teknolojik ve ekonomik nedenlerle maden yatağının işletilmesinin mümkün olmadığının belirlenmesidir. Bir maden sahasının, maden yatağı olabilirliğinin araştırılmasında, gerekli verilerin elde edilmesi için sondaj çalışmasında karot diye ifade edilen numunelerin alınması ile olmaktadır. Numuneler istenilen standart ve kabul edilebilirlik sınırlar dahilinde ise elde edilen verilerden çıkan bilgi ve belgeler o kadar güvenilir olmaktadır. Aksi takdirde hata oranı yüksek projeler olacaktır. Dolayısıyla da maden yatağının işletme safhasında öngörülmeyen riskleri ve belirsizlikleri beraberinde taşıyacaklardır. Bu durum ise kaynak israfına, zaman kaybına ve ekonomik kayba sebep olmaktadır. Bu tür olumsuzlukları önlemek için arama aşamasından başlayarak sondaj çalışmaları da dahil olmak üzere yetkin mühendisler tarafından projelendirilmeli ve uygulanmalıdır. Jeotermal sahalarda yapılan üretim ve reenjeksiyon kuyularının açılmasında tekniğin gerekli kıldığı normlara uyulmazsa, çevre kirliliği ve kaynak israfına yol açılmaktadır. Jotermal sahalarda açılan kuyular gerek ısıtma amaçlı olsun, gerek tedavi ve termal amaçlı olsun, gerekse de enerji ve seracılık amaçlı olsun konusunun uzmanı mühendisler tarafından projelendirilmeli ve uygulanmalıdır. İçme ve kullanma amaçlı soğuksu kuyuları yeraltı sularını kirletmeyecek ve akiferleri koruyacak teknikte açılmalıdır. Sanayi tesisleri atıklarının akifere boşaltılması önlenmelidir. Bu kuyuları açan sorumlular gerekli duyarlılığa sahip olmalıdır. Özellikle soğuksu kuyuları projelendirilmeli ve ruhsat almadan kazı işlemine başlanılmamalıdır. Projeler, projeyi yapan ve uygulayan mühendisin üyesi olduğu odanın onayından geçmelidir. Jeoteknik ve zemin iyileştirmeleri amaçlı yapılan sondaj çalışmaları ise sondaj çalışmaları ile elde edilen veriler, alınan numuneler, numunelerin laboratuarlarda test ve analizi, elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi ve alınması gerekli önlem yada inşa sürecini kapsamaktadır. Bu çalışmalar multi disiplinlerin bir arada olmasını gerekli kılar. Birlikte çalışıp birlikte üretmenin gerekli olduğu bu alan; maden, inşaat, jeofizik, jeoloji, makine vb. mühendislik disiplinlerinin çalışma alanlarıdır. Bu çalışmalar tek bir mühendislik disiplini çalışma ve yetkinlik alanı olarak de değerlendirilmemelidir. Her ne kadar özel konu da olsa havalandırma, nakliye, ankraj, patlatma, enerji nakil sondajları da sondaj tekniğinin amil kıldığı ve uygulamaların yoğun olarak yapıldığı çalışmalardır. Bu çalışmalarda da meslektaşlarımız görev almaktadır. Petrol ve doğalgaz arama ve işletme sondajları yapısı ve adı üzerinde petrol ve doğalgaz olması nedeniyle petrol mühendislerinin yoğunlukta çalıştığı alanlardır. Bu alanda da meslektaşlarımız başarılı bir şekilde mesleklerini icra etmektedir. Son söz;Sondaj çalışmaları sadece delgi işlemi değildir. Bir maden sahasında maden yatağına ulaşılmasında, tenör ve rezervinin ortaya konulmasında, cevherin kazılabilirlik parametrelerinin belirlenmesinde, Arzın derinliklerindeki petrolün, araçların depolarına akaryakıt olarak ulaşmasında, doğalgazın evlerimizin mutfaklarında ısıya, sanayide enerjiye dönüşmesinde, Arzın derinliklerindeki sıcak suyun ısıtmada, seracılıkta, termal tesislerde sağlık için kullanımında, Yeraltı suyunun tarım arazilerinde sulanmasında, evlerimizin ve bahçelerimizin içme ve kullanma suyu sağlanmasında, Yeraltı ve yerüstü enerji yapılarının yapılması aşamasında zemin ya da kayanın dayanım ve taşıma parametrelerinin belirlenmesinde, Yeraltı maden ocakları için gerekli havanın sağlanmasında, yeraltı işletmelerinde makinelerin çalışması için gerekli enerjinin ulaştırılmasında, işletilen cevherin nakliyesinde, Köprü, tünel, yol gibi alt yapı inşaatlarının zemin duyarlılığı ve taşıma kapasitelerinin belirlenmesinde Yerleşim yerleri, sanayi tesislerinin yer seçimi ve yapımında, arkeolojide Solüsyon eriyik madenciliğinde hammaddenin elde edilmesinde, ve buna benzer birçok temel çalışmanın başlatılabilmesi için sondaj, olmazsa olmazımızdır. Bu nedenle sondajların planlanması, projelendirilmesi ve gerçekleştirilmesi yetkin mühendisler tarafından yapılandırılmalıdır. Sondaj faaliyetlerinde çalışacak mühendislerin yetkinlik konusu, TMMOBnin gözetim ve denetiminde belgelendirme konusunu da içerecek nitelikte ilgili Odaların katılımı ile bir çalışma başlatılmalıdır. Odamız, meslek alanlarını ilgilendiren konularda bilimsel etkinlikler düzenlemektedir. Bu etkinliklerde yaratılan bilimsel bilgiyi sektörün ve üyelerinin hizmetine sunmaktadır. Bu doğrultuda, odamızca diğer meslek odaları ile birlikte, 18-20 Aralık 1978 tarihleri arasında I. Bilimsel ve Teknik Sondaj Kongresi düzenlemiştir. Daha sonra ise odamız tarafından 1996 yılında I. Sondaj Sempozyumu, 1998 yılında II. Sondaj Sempozyumu, 2003 yılında III. Sondaj Sempozyumu, 2007 yılında Odamız sekretaryasında TMMOB Jeotermal Kongresi düzenlenmiş olup, 2008 yılında IV. Sondaj Sempozyumu düzenlenmesine yönelik çalışmalara Odamız bünyesinde kurulan Sürekli Eğitim Merkezi SEM tarafından, 2006 yılında "Sondaj Matkapları", "Sondaj Boruları", "Sondaj Akışkanları", "Sondaj Makineleri" ve "Sondaj Uygulamaları" konulu dizi söyleşiler, 2008 tarihinde de "Su Sondajlarında Kuyu İnşa Süreçleri, Jeoteknik Sondaj Uygulamaları ve Zemin İyileştirme Yöntemleri" konulu söyleşi düzenlenmiştir. Bu etkinlikler ile Sondaj Uygulamaları alandaki yenilikler takip edilmekte ve üyelerimizle paylaşılmaktadır. Sondajların geçekleştirilmesi aşamasında ikinci sorun sondaj makinesini kullanan operatörün niteliği sorunudur. Teknikteki ilerlemelere rağmen bugün hala sondajcılığın temel unsuru insandır. Sondaj çalışmasının başarısında başta sondaj mühendisi ve sondör olmak üzere tüm sondaj ekibinin büyük payı vardır. Bu durum da yardımcı teknik personel ve kalifiye işçilerin eğitimi ve deneyimi önem arz etmektedir. Ülkemizde sondör yetiştirilmesi geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Sondaj çalışmalarına niteliksiz eleman olarak başlayan işçi; pratik çalışma sürecinde kazandığı bilgi ve deneyimlerle, ayrıca, bu pratik çalışma içinde verilen hizmet içi kurslarla sondörlüğe kadar yükselmektedir. Bu durum özellikle kamu kurumlarında yaşanmakta, buralardan yetişen personelin birçoğu zaman içinde özel sektöre geçiş yapmaktadır. Ancak son yıllarda kamu kesimi sondaj gereksinmelerini hizmet alımı yöntemiyle yapmayı tercih ettiklerinden sektörün sondör gereksinimi zincirinin bir halkasının kopmuş bulunmaktadır. Ülkemizde sondör yetiştirmeye yönelik eğitim, Torbalı Sondajcılık Meslek Yüksek Okulu ile Kaman Meslek Yüksek Okulunda verilmektedir. Eğitimli sondaj elemanı yetiştirmeye yönelik bu uygulama olumlu bir adım olmakla birlikte eğitmen niteliği, makine, araç-gereç, ölçüm ve deney aletleri, laboratuar olanakları ve özellikle uygulama olanaklarının yeterliliği tartışılmalı olup, bu konuda sektör-odalar-üniversiteler birlikte çalışmalıdır. İşgücü sorunlarına neden olan bir başka konu da; ücretler, sosyal haklar ve mevcut çalışma koşullarıdır. Bugün ülkemizde gerek maden mühendislerinin, gerekse diğer sondaj personelinin ücretleri son derece düşüktür. Kamu sektöründe de, özel sektörde de düşük rakamlar söz konusudur. Çalışma koşullarının ağırlığı göz önüne alındığında ücretlerin düşüklüğü daha da çarpıcı hale gelmektedir. Ayrıca çetin doğa koşulları altında aile ve sosyal ortamdan uzak uzun süreli çalışma, sondajcılık alanında yaşanılan personel sorunlarını daha artırıcı bir etki yaratmaktadır. Gerek yardımcı teknik personel gerek ise kalifiye personelin yetişmesi konusu ile bu personelin sosyal ve ekonomik hakları konularında bütüncül bir yaklaşım ile sorunlar çözülmelidir. Sondaj sektörünün hak ettiği değeri kazanması için denetim yollarını da kapsayacak şekilde yasal ve hukuksal bir yapı oluşturulmalıdır. Mehmet TORUN Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Yağlı tohumlardan elde edilen yağlar, gıda dışında sanayide çok farklı amaçlarda kullanılmaktadır. Bitkisel yağların en yaygın olarak kullanıldığı sanayi kollarının basında; sabun, şampuan, deterjan, kumaş boyaları, kozmetik ürünleri, ilaç, inşaat malzemeleri, zirai ilaç, dezenfektan, plastik, kâğıt, tutkal, matbaa mürekkebi ve cam macunu üretimi gibi sanayiler gelmektedir. Ülkemizde olması gereken düzeylerde yağlı tohum üretimi gerçekleştirilememiştir. İklim ve toprak özellikleri dikkate alındığında, yağlı tohumlu bitkilerin üretimi bakımından ülkemizde büyük bir potansiyel mevcuttur. Ülkemizde yağlı tohum üretiminin yeterli olmamasının nedenleri; Öncelikli olarak, ülkemizin yağ ve protein gereksinimleri göz önüne alınarak, yağlı tohumlu bitkilerin, en az tahıllar kadar stratejik öneme sahip bir ürün olduğu her kesim tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Türkiye’de yağlı tohum üretimini yönlendirmek üzere, değişik kesimlerin temsilcilerinden oluşan “Yağlı Tohumlar Konseyi” kurulmalıdır. “Yağlı Tohumlu Bitkiler Araştırma Merkezi” kurulmalı ve Türkiye genelinde yapılan araştırmalar bu merkezden yönlendirilmelidir. Yağlı tohum alımları ile görevli birlikler yeniden yapılandırılmalıdır. Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar gereği, yağlı tohum ve ham yağ ithalatındaki sınırlamayı kaldıran vergi oranlarının ülkemiz lehine yeniden düzenlenmesi gerekir. İç piyasada sağlıklı bir fiyat oluşumunu sağlayabilmek için, yağlı tohum veya ham yağ ithalatı bir takvime bağlanmalıdır. Yani, üretim döneminde, ithalata kısıtlama getirilmelidir fon konarak. Yağlı tohumların fiyatları serbest piyasa koşullarına göre oluşturulmalıdır. Müdahale fiyatı Dünya fiyatı ile hedef fiyat Ürün maliyeti + üretici kârı arasındaki farktır. Yağlı tohumlara ödenecek pirimler ekim öncesi açıklanmalı ve hasat sonrası hemen ödenmelidir. Yağlı tohumlu bitkilerin üretiminde kullanılan girdilere uygulanan dolaylı vergiler azaltılarak, ürün maliyetini, dış pazarlarla rekabet edebilecek düzeylere indirilmesi sağlanmalıdır. Ham yağ ithal eden sanayi kuruluşlarına, ithal ettikleri miktarın en az %10-20’sine es değer miktarda, yağlı tohum alım zorunluluğu getirilmelidir. Yağ bitkilerinin tohumluk sorunu çözülmeli, üreticiye daha kaliteli hibrit ve ucuz tohumluk verme yolları aranmalıdır. Seker Yasası nedeniyle, azalan şekerpancarı ekim sahalarına, “Alternatif Ürün Projesi” kapsamında, başta ayçiçeği olmak üzere diğer yağlı tohumlu bitkilerin üretimlerini artırabilmek için gerekli önlemler alınmalıdır. Taban fiyatları belirlenirken, ayçiçeği ile buğday fiyatları arasındaki denge, çok iyi düzenlenmelidir Ayçiçeği fiyatı, buğday fiyatının katı olmalıdır. GAP bölgesinde, “Master Programı” çerçevesinde, yağlı tohumlu bitkiler için ön görülen üretim hedeflerine ulaşabilmek için, basta soya olmak üzere, ayçiçeği, aspir, kolza, yerfıstığı ve susam gibi bitkilerin üretimleri planlı bir şekilde teşvik edilmelidir. Nadas alanlarında yetişebilecek basta aspir olmak üzere, uygun yağ bitkileri belirlenmeli ve bunların nadas yapılan bölgelerde yetiştirilmeleri için gerekli teşvikler sağlanmalıdır. Yağlı tohumların üretiminde birim alandan elde edilen verimin artırılabilmesi için, Tarım Bakanlığı elemanları tarafından etkin bir yayım hizmetinin sunulması sağlanmalıdır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; palm ve Hindistan cevizi dışında kalan, yağlı tohumlu bitkilerin tümü, yazlık veya kışlık olarak ülkemizde yetişebilmektedir. Yağlı tohumlu bitkilerin üretimi açısından ülkemizdeki mevcut potansiyelin değerlendirilmesi halinde, hem ülkemizin gereksinim duyduğu yağ ihtiyacı karşılanmış olacak ve hem de %40 atıl kapasite ile çalışan yağ sektörüne, büyük katkılar sağlanmış olacaktır. Son yıllarda yağlı tohum üretiminin yetersiz olması nedeniyle, büyük boyutlara ulasan ham yağ açığını kapatabilmek, ithal yoluyla döviz kaybını önleyebilmek, işlenmiş yağ ihraç ederek, ülkemize döviz kazandırmak ve Türk çiftçisinin gelir seviyesini yükseltebilmek için, yağlı tohumların üretimi konusunda, su önlemlerin acilen alınması gerekmektedir Arıoglu ve Güllüoglu, 2009. Ülkemiz topraklarında rahatlıkla üretimi yapılabilecek önemli biyodizel kaynaklarından ikisi kanola kolza ve aspir yağlı tohum bitkileridir. Örnek olması bakımından bu iki bitki biraz daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Kolza Kanola; Kolzanın yemeklik yağ sanayinde ve hayvan yemi olarak kullanılmasının yansıra, enerji üretimi amacıyla da kullanılabilmesi kolzaya olan talebi artırmaktadır. Özellikle 2000’li yıllardan sonra artan kolza üretimi, biyodizel sektöründe yaşanan gelişmelere paralel olarak artışlar göstermiştir. Ülkemizde 2008 yılı itibariyle, kolza yaklaşık 281 bin dekar ekiliş alanına ve yaklaşık 84 bin ton üretim değerine ulaşmıştır TÜİK, 2010. Kanola biyodizel üretiminde en önemli yer tutar. Bunun başlıca nedenleri aşağıda özetlenmektedir Adaptasyon yeteneğinin iyi olması, Yazlık-kışlık formlarının bulunması, Yetişme devresinin kısa olması, Birim alandan yüksek yağ elde edilmesi, Ekiminden hasadına kadar yetiştirme tekniğinin mekanizasyona uygun olması, Hasat zamanının diğer yağ bitkilerinden 1–2 ay, buğdaydan 3–4 hafta erken olması, Yağ fabrikalarının çalışma kapasitesini yükseltmesi, Uygun bölgelerde ikinci ürün tarımına imkân sağlaması, Ayrıca ilkbaharda erken açan çiçekleri sayesinde arıcılığa uzun süre nektar sağlaması, İhtiva ettiği yüksek proteinli küspesi ile kanatlılara ve büyük baş hayvanlara kaliteli kesif yem sağlaması üstün özellikleri olarak göze çarpmaktadır. Kanola yetiştiriciliğinden yüksek verim alabilmek için mutlaka münavebe yapılmalıdır. Kanolanın gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir; 1. Model Ayçiçeği + Kanola + Buğday +Mısır, 2. Model Buğday + Kanola + Baklagil + Ayçiçeği, 3. Model Buğday + Kanola + Şekerpancarı + Kavun-Karpuz, 4. Model Ayçiçeği + Kanola + Buğday ekimi sırasıyla uygulanabilir. Kanolanın biyodizelin temel hammaddesi olması kanola tarımının önemini daha da arttıracaktır. Buğday tarımına uygun topraklar genellikle kanola tarımı için de uygundur. Aspir için; Kolzayla birlikte biyodizel için standart hammadde olarak gösterilen aspir, özellikle 2000’li yıllardan sonra artış eğilimine girmiştir. 2008 yılı itibariyle 54 bin dekar ekiliş alanına sahip olan aspir, 7 bin ton üretim rakamı ile dikkatleri çeken diğer bir yağlı tohum çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kolzaya oranla yaygın olarak üretimi yapılmayan aspirin, gelişmesine yönelik çalışmalar yapılmakla birlikte, aspir üretiminin yaygınlaşmasının zaman alacağı tahmin edilmektedir. Aspirin başlıca özellikleri; Hububatın yetiştiği her türlü iklim ve toprak koşullarında yetişebilir, Kurağa dayanıklı oluşu ve sulanmadan yetiştirilmesi kurak bölgelerde özellikle Orta Anadolu’da önerilebilir, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde, Çukurova ve Akdeniz Bölgesi’nin susuz, kısmen fakir, meyilli arazilerinde buğday ile ekim nöbetine girilebilir, Aspir tarımındaki en önemli avantaj, hububat tarımındaki bütün alet ve ekipmanları kullanılabilmesidir. Belki de bu özelliğinden dolayı, üreticiler tarafından benimsenmesi daha kolay ve çabuk olacaktır. Toprak istekleri bakımından fazla seçici değildir, Kıraç alanlarda da başarılı bir şekilde yetişebilmektedir, Ekim zamanı ilkbahardır. Çiçeklerinin içerdiği “carthamin” maddesinden dolayı ipliklerin, kozmetiklerin, alkollü, alkolsüz içeceklerin boyanmasında, renk vermek amacıyla yemeklerde, küspesi ve tüm tohumu süt inekleri beslemede, kuşyemi olarak, kuru sapları yakacak ve barınak örtüsü olarak, sarı-kırmızı-turuncu renkteki çiçekleri günümüzde pek çok ülkede kuru ve kesme çiçek olarak kullanılmaktadır. Aspir ayrıca, tarımda su ve gübre isteğinin az olması nedeniyle de girdi masrafları yüksek olmayan bir bitkidir. Bu sebeple buğdaya göre kat fiyat ve gereken alım desteği verilmesi durumunda üretici açısından karlı olacağı belirtilmektedir. Ülkemizde biyodizel kaynaklarından yağlı tohum bitkilerinin iklim ve toprak istekleri Çizelge de verilmiştir.
bütün madenler sanayide hammadde olarak kullanılır mı