cemal süreya kadınlar susarak gider şiiri sözleri

CemalSüreya sözleri kısa ve uzun sayfamızda, sevda üzerine, aşk hakkında söylediği en güzel Cemal Süreya sözleri şiirleri resimli olarak burada yer alacaktır. Özellikle şiirleri çok beğenilir ve hala dillerde dolanmaktadır ki onun gibisi çok zor gelir artık ülkemize diyebilirim. CEMAL SÜREYA’NIN HAYATI. Cemalettin Seber veya tanınan adıyla Cemal Süreya (1931, Erzincan – 10 Ocak 1990, İstanbul); Türk şair, yazar ve çevirmendir. Cemal Süreya’nın şiirlerine bakıldığında giderek artan politik bir damar görmek mümkündür. Bu damar 80’li yıllardan itibaren giderek kabarmıştır. Şair, Kenan Evren’in davetini reddetmiş Turgut Özal’ı ise hiç sevmemiştir. Her zaman darbe karşıtı bir duruş sergileyerek şiirlerine bunu yansıtmıştır. Benzer haberler Rusya’nın ilhak ettiği Kırım’a BM TÜMRESİMLERİ. Cemal Süreya SÖZLERİ. Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık ”sevda” da boğulur. Cemal Süreya Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; Değmeyenlere yüreğimin değmiş olması. Cemal Süreya Aşktın sen, gidişinden bildim seni. Cemal Süreya. Kadınlar susarak gider Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Site De Rencontre A Quebec Gratuit. cemal süreya nın muhteşem susarak gider...çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. genellikle ne cevap alır? abuk sabuk konuşma! gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. daha önemlisi, o adamı hala susarak gider!en önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. o gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. en azından evlenmiş olanların susarak gitmemesi için; o kadar çok konuşmuştur ki, karşısındaki kişinin değişmeyeceğini anlamıştır ve bundan dolayı bırakırken yarı yolda sevdiğini, artık konuşsa da bir şeylerin farklılaşmayacağını bildiği için, sessizliğe bürünmenin doğru olacağını bilen kadının yaptığı durumdur...susunca daha kıymetli olunması muhtemel... peki ya konuşunca, hiç susmayınca, içini akıtınca, sözlere vurunca yaşanılanlar, işte o zaman dayanılamıyor... çünkü gerçekler erkeği perişan ediyor...ve o kadının susması için yalvarıyor erkek içten içe...bunu bilen kadın ise, susar zaten konuşmadan, arkasına bakmadan çıkar gider hayatından...değmeyeceğini bilir çünkü...edit kime değdi bu yazdığım veya bunu eksileyen hangi erkek, hangi kadın tarafından susularak terk edildiyse onlara dokundu galiba ve zamanın ötesinde yerine değmeyeceğini bilirler kadınlar, onun için giderler, terk ederler, arkalarına bile hiç umursamadan... daha nen olayım istedin, onursuzunum ben senindizelerini yazmış bir edebiyatçının yazamayacağı kadar sığ bir yazı, gene muhtemelen dandik forumların birinden bulunmuş, sözlük yazarları dahil bir grup edebiyat cahili de üzerine atlamıştır, cemal süreya yazmış diye, varsa sağlıklı bir kaynak gösterecek olan kendisine bir çeyrek altın benden hediye... kadinlar hep konuşmak ister sevmek ister. erkekler hep maç izlemek ister yemek yemk ister arda birde sevmek ister. cemal süreya'ya ait olduğunu sanmadığım şiir. başlığı görünce aşağıdaki metni sizinle paylaşmadan geçemedim. gayet güzel anlatmış yazan şahış kadının gidişini...çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. genellikle ne cevap alır? abuk sabuk konuşma! gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. kadın susarak gider! en önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. o gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. susmuş olmalarını düşünürsek pek de kötü neticeler vermeyen eylemdir. tamamen yanlış olan düşüncedir. ben hiç susarak giden kadın görmedim. genelde önce bir erkeğin beynini afedersiniz sikerler sonra giderler. ha suskunlukla ilgili en fazla yapacakları şudur.bkz suskunluğu asaletinden olan türk kızıbaşka bir ihtimal olamaz yani. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Çok uzun emekler verir,ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı, Yüreği, beyni, ruhu O kadar zor kabul etmiştir ki. Başka bi adama ait olmayı istemez. Erkek gibi çorbanın tuzu eksik diye Kavga çıkarmaz mesela. Tam tersi konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar. Maç bitimine, yemek sonrasına Ve daha bir çok lüzumsuz seýin ardına Ötelenir Kadınlar inatçıdır. Hayata tutundukları gibi Aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir konuşup derdini anlatma isteği. Karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam. Bir ışık görür kadın. Tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk subuk konuşma. Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar. Hiçte üzerinde durmamıştır. Yine bir sıkıntı tatmin edilemeden geçiştirilir Ve adam gün gelip bunların kendisine Ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, Ya da erkeklerin deyimiyle vıdı vıdı ediyorsa Erkek bilmelidir ki O ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, Sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider. En önemli detaydır Erkeklerin hiç anlayamadığı durum İşte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan kavga eden tartışan kadın kendini sessizlige vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse O zaman sevgiside yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır. Kafasındaki biletleri almış Ve aslında bedeni orada durarak İlişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın gercekten gitmişse Çok sessiz olmuştur ayrılışı. Kimse hissetmeden, Kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde Kapının açıldığını gören adam anlamaz ama Bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, Ne yan koltukta televizyon izleyen, Ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir. Çünkü kadının gidişi Sessiz ve Asildir...! “Kadınlar Susarak Giderler” Başlıklı Metin Cemal Süreya’ya Değil Candan Ünal’a Ait Cemal Süreya’ya ait sanılarak şiir formatında paylaşılan “Kadınlar Susarak Gider” başlıklı metin şu şekilde KADINLAR SUSARAK GİDER. Çok uzun emekler verir, İlişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı, Yüreĝi, beyni, ruhu, o kadar zor kabul etmiştir ki, Başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela. Tam tersi konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, Maç bitimine, yemek sonrasına ve daha bir çok lüzumsuz şeyin ardına. Ötelenir. Kadınlar inatçıdır Hayata tutundukları gibi, Aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir konuşup derdini anlatma isteği. Karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam. Bir ışık görür kadın. Tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk subuk konuşma. Gereksiz ve saçma gelmiştir, Adama anlatılanlar. Hiç de üzerinde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, Tatmin edilemeden geçiştirilir. Ve adam… Gün gelir bunların kendisine, Ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, Yada erkeklerin değimiyle vıdı,vıdı ediyorsa, Erkek bilmelidir ki, O ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, Sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, O adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider… En önemli detaydır. Erkeklerin hiç anlayamadığı durum, İşte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, Kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, O zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır. Kafasındaki biletleri almış. Ve aslında bedeni orada durarak, İlişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın gerçekten gitmişse, Çok sessiz olmuştur ayrılışı. Kimse hissetmeden, Kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde Kapının açıldığını gören adam, Anlamaz ama, Bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, Ne yan koltukta televizyon izleyen, Ne gece ruhunu kenara, koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, Artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, Kavgalarından korkmamak gerekir. Çünkü. Kadının gidişi sessiz ve asildir. Söz konusu metin yaygın şekilde hatalı biçimde sahipliği Cemal Süreya’ya izafe edilerek paylaşılmıştı. Halbuki söz konusu metin ne bir şiir ne de Cemal Süreya’nın. Cemal Süreya’ya ait nesir ve nazımlar arasında bu yönde bir metin yer almıyor. Cemal Süreya’ya ait bir şiir zannedilen “Kadınlar Susarak Gider” başlıklı metin aslında Candan Ünal’a ait. Kadınlar susarak giderler … Kadınlar böyle gitmez aslında gidemez. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. Trend Yayınevi’nden çıkan 2015 basımı Kadınlar Susarak Gider adlı kitabının giriş bölümünde Candan Ünal, şahsına ait satırları Cemal Süreya’ya atfedenlere şöyle tepki göstermişti “Aslında bir önsöz de gerekemeyecekti bu kitaba ama artık öyle bir dayandı ki bıçak kemiğe, bari anlatayım, siz de bilin dedim. Şimdi bu sanal dünya, hani böyle elimizi attığımızda aradığımız her şeye ulaştığımız ve bilgi zannettiğimiz o yanlışlar var ya, onlara bozuluyor kafam. İnternette her şeyi canınızın istediği gibi yazabiliyorsunuz ve kimse bunu denetleyemediği için yazdığınızı doğru kabul ediyor birileri, yanlış doluyor insanların zihinleri. Ben de ilk defa sizlerle internette karşılaştım ve yazılarımı oradan okuyarak sevdiniz ve şimdi bu ikinci kitabımın basılmasının da sebebi o internet dünyası fakat ben artık yoruldum! Pek çok yazar gibi, fikir insanı gibi, üreten herkes gibi yoruldum. Yazılarımın altında başkalarının isimlerini görmekten, başka imzalarla yüzbinlerce insana ulaşmasından ve bunun doğru sayılmasından yoruldum. Hatta bu ülkenin toplumu yönlendiren bazı ünlüleri de, maalesef bu hatanın içindeler. Bu kitabın adı bambaşka bir şey olabilirdi ancak çok sevdiğim bir makalem olan Kadınlar Susarak Gider’ sanal alemde büyük usta Cemal Süreya imzasıyla yayınlanınca, artık ben susamadım ve ustaya saygımdan bu hatayı düzeltmenin en radikal yolu olarak kitabın adını, bu makalemin adını koymaya karar verdim. Benim aklım hâlâ, bu saygısızlığı yapan kişinin, yazılarımın altına Cemal Süreya, Can Yücel, Atilla İlhan, Mevlana diye imza atarak internet ortamında yayınlayan zihniyetlerin hangi düşünceyle bu ustaları harcadığını anlamıyor ve anlamayacak. Kendi cümlelerimi, yazılarımı altında böyle büyük insanların isimleriyle bir internet sitesinde yayınlanırken gördüğümde, bu cahiller adına utanç ve kendim için büyük üzüntü duyuyorum. İnsanlar ne acı ki; bununla da kalmayıp, beğendiği şiiri veya yazıyı yine aynı yanlış imzalarla, müziklerin üzerine okuyup, bunlardan videolar yapıp, en izlenen video kanallarında yayınlayıp beğeni aldıklarında, cahilliklerinin ortaya çıktığını fark edemeyerek, bu beğeniyi kendilerine pirim zannettiklerinde, ben ancak bundan hicap duyuyorum. İşte bu yüzden, çok yanlış bilinen bir yazıyı en azından böyle düzeltebileyim diye, makalemin adını da kitabın adı yaparak, kitabıma ekledim. Öncelikle bu yanlışları yapmaktan çekinmeyenler ve ustaların adını bu şekilde kirlettikleri için edebiyatı yıpratan o insanlar adına tüm edebiyat ölümsüzlerinden özür diliyorum ve bu kitabı büyük usta Cemal Süreya’ya ve tüm kadınlara ithaf ediyorum… Candan Ünal” Cemal Süreya ismi ve resmi ile paylaşım yapan sosyal medya profillerinin etkisiyle bu yanlış algının yaygınlaştığı anlaşılıyor. Kadın susarak gider. Eğer bir kadın şikayet ediyorsa, erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının.. — Cemal Süreya csureya April 21, 2013 Nilgün Bodur’un Cemal Süreya’ya ait sanarak söz konusu metni seslendirmesinin ardından işleyen yasal süreç Ali Eyüboğlu’nun Milliyet’teki “Engin Akyürek için Türkçe öğreniyorlar” başlıklı 29 Kasım 2020 tarihli yazısına şöyle yansımıştı Sosyal medyasından yazdıklarından anlaşılan o ki Nilgün Bodur da internetteki bilgi kirliliğinin mağduru. Nasıl mı? Bodur’un Instagram hesabında beş sayfada dile getirdiği derdi özetle şu Nilgün Bodur, YouTube kanalındaki Kadın susarsa tehlike vardır’ adlı videoda okuduğu Kadın susarak gider’ şiirinin Cemal Süreya’ya ait olduğunu söyledi. Yazar ve Youtuber, hakkında açılan dava sayesinde şiirin Cemal Süreya’ya değil Candan Ünal’a ait olduğunu öğrendi. İnternetteki yanlış bilginin kurbanı olduğunu söyleyen Bodur, kendisine ulaşıp “O şiir Cemal Süreya’nın değil, benim” deyip düzeltme yapmasını beklemek yerine iki senedir kendisini ifadelere ve mahkemelere sürükleyen Candan Ünal’a bayağı sitem etti “Hakkımdaki suçlamaları okuyunca cinayet işlemişim sandım. Canı sağ olsun. Bu arada kendisi de delil olarak intihalci yazar’ haberlerimi kullanmış mahkeme dosyasında. Hırsızlığa yatkın ruh halimi ispatlamak istemiş. Ama bakın işte internet yanıltıcı değil mi? Kendisi de benim internet yanılgıma düşmüş. O da internetten öğrenmiş belli ki.” Yılmaz Özdil, “Kadın” adlı kitabında sf 124 ve Sözcü’deki “Bir Kadın Olarak Sus!” başlıklı 31 Temmuz 2015 tarihli yazısında, Necat Kayhan Görünüm Gazetesi’ndeki “İstanbul Sözleşmesi” başlıklı 12 Ocak 2021 tarihli yazısında, Fatma Yalçınkaya Çorum Haber’deki “Kadınlar Susarak Gider” başlıklı 11 Mart 2014 tarihli yazısında bu hatalı atfı yapmışlar. * Tespit Semihat Karadağlı İlgili Yazılar Cemal Süreya – Keşke Yalnız Bunun İçin Sevseydim Seni Şiir Sözleriİki kalp arasında en kısa yol Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki oraya koşuyorum, Beklemek gövde gösterisi zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Eşdeğeriyle yanyana yürürken Cehennem sokağında birey olmak,Ve en inceldikten sonra İlkel sözcüklerle konuşmak seninle. Saat beş nalburları pencerelerden Madeni paralar gösteriyorlar,Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık, Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey. Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka. Keşke yalnız bunun için sevseydim yüzü bir atmosfer olayıdır. Rasgele yazarı avcıdan öğrendim Yaban ördekleri donmasın diye, Suya nöbetleşe kanat işte şamandırasıyla Beşiktaş’ınız, Çapraşık bir yüzyılı geriye atar; Tanrım siz şu uzun Anadolu’yu Çocukluk günlerinizde mi yarattınız?Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. İlkokulu bitirdiği gün Cumhuriyet şairi, Saçında kurdalası Lozan gibi;Sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de Hemeninden göğe huthutler çizildi. Gelecek zaman oldu şimdiki zaman; Irmak aşağı inen güz parçası…Çok süslü bir halkın arasından, Benimsin! İyi anlarında sesin kalınlaşıyor, Keşke yalnız bunun için sevseydim garındaki küçük kızı anımsa, hani, Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı; Varto depremini düşün, yardım olarak Batı’dan gönderilmiş bir kutu süttozunu ve süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti, Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni, Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın; Tanrım, gerçekten, çocukluk günlerinizde mi?Eşiklere oturmuş bir dolu insan, Keşke,yalnız bunun için sevseydim seni. Daha ben ilk kazmayı vurmadan Elime gelen Karabitki’li testi,Nefertiti’nin mutfağı sayılan yerde Koyu sır yeni hicret yollarını kesti. Terimler, eşekarıları sözcüklerin, Acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,Önlerine katarak insan ve hayvan listelerini, Sabah akşam kapınızın önünden geçirirler. Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü? Keşke, yalnız bunun için sevseydim anne, kelepir kız, Bir şey söyle bana, bana bir laf et ki binlerce, Onbinlerce görüntü Nizami’nin dediği gibi, Taşı,onunla yıkasalar Üzerinde akik biter… Bakışların ki,İkinci bir parıltı var senin bakışlarında.. Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni. 18 Aralık 1985’te, o salonda, Kişi, nasıl kestirebilirdi ileriyi?Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler, Geçsin yıllar, geçsin seneler gibi… Olur mu anımsamamak onaltıncı Louis’i? 14 Temmuz 1789 akşamı Louis,Şöyle yazmamış mıydı defterine “Bugün kayda değer bir şey yok…” “Kehanet” adlı kısacık bir şiir buldum. Keşke, yalnız bunun için sevseydim gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir ; Banliyo treninde rastladığımız, Sınav saatini kaçırmış liseli kız. Hep,hep kazanırsın ey çözümsüzlük!Ey otobüssever, ey Troya yolcusu! Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk, O ipek böceği sesli kadını. Birinin Grönland’ı olmaya çay söylemiştik orda,biri açık, Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni. Bir, çiçek duruyordu orda, bir yerde, Bir yanlışı düzeltircesine ta ağzımın ortasında konuşur durur. Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda , Güverteleri uçtan uca orman, Aldım çiçeğimi,Şurama bastım. Bastım ki yalnızlığımmış. Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni. Keşke, yalnız bunun için sevseydim deltalara gömülen atı’lar, Saçı’lar, fiyortları öpen saçı’lar, Kutu’lar, Haliçlerden susmuş kutu’lar, Takı’lar, eski aşkları imler takı’ dökümlü gömleğinin arasında, Sırtını ve karnını dolanan, Ve sonunda sincap olan o kuş. Seni ,o kadar yakından görünce, Keşke, yalnız bunun için sevseydim seni… 1 En güzel sözler & nickler & şiirler elfce'den elfce'den güzel sözler cemal süreya kadınlar susarak gider dudaklarında hangi alkolü barındırıyorsa gülüşün sarhoş ediyor beni cemal süreya kadınlar susarak gider şiiri sözleri sözleri facebookta bana ait olan sayfamdan aldığım güzel sözlerden paylaşım yapmak istedim size umarım beğenirsiniz Oysa küçüklüğümden beri alışkındım ben ateşimin çıkmasına.. Annemin elini alnıma koyup ''ateşi var hala'' diye başucumda fısıldamasına.. Şimdilerde annem yine başucumda.. ''acısı var hala'' diyor.. Eli sol yanımda Kadınlar asla unutmaz diye birşey yok...Kadınlar unutmak zorunda kaldığı her şeyi unutabilir; ama neyi unuttuklarını asla unutmazlar.. Hani iftar vaktine yakın susar ya insan, Yokluğun o denli yakıyor beni. Söyle ne zaman okunur burda ezan, Bir yudum su gibi özledim seni... Yüreğim Islaktır benim Kuytularda ağlamaktan... Ve hafif uçuktur rengi Kurusun Diye kaç kez Güneşe asılmaktan.. Herkesin bir derdi var; Her derdin bir acısı... Acılarım katlanılmaz değil ama,birde tuz basanı var.... Her aşkın bir hasreti var; Her hasretin bir çilesi... Çilem çekilmez değil ama bir de çektireni var. Her aşığın bir sözü var; Her sözün bir söyleteni... Söyleyecek çok şeyim var ama bir de susturanı var..!! ah Be Çocuk Ah! Seninki Masaldaki Pamuk Prensese Gönül Vermek Değil, Uyutulduğunda Bostana Giren Danaya Gönül Vermek.. Anne ben onu çok özledim... Ayaklarının altından biraz cennet çalıp sürsem yollarına, "Allahım sana şükür" deyip koşup gelirmi kollarıma . Son düzenleme 4 Aralık 2010

cemal süreya kadınlar susarak gider şiiri sözleri